Sık Sorulan Sorular

Bu bölümde merak edilen soruları cevaplamaya çalışıyoruz. Merak ettiğiniz soruları bizimle paylaşarak cevaplarını bulmanızda sizlere yardımcı olabiliriz.

Web sitemizin iletişim sayfasından ya da [email protected] e-posta adresimizden bizlere yazabilirsiniz…

Adventist "geliyor" anlamında bir kelimeden türemiştir. Yedinci Gün Adventist adı, İsa Mesih'in bu dünyaya tekrar geleceği ve yedinci-gün Sebt'inin (Şabat'ının) Allah ve izleyicileri arasında bir işaret olduğu düşüncelerine bir atıftır.

Hayır!

Tevrat, Zebur ve İncil böyle şeyleri hoş görmez. Neden?

Akıl ve beden yakından bağlantılıdır. Eğer beden sağlıklı değilse, iyi ahlaki kararlar vermek zorlaşır. Hayatlarımızda günahı yenme çabasında her avantajı değerlendirmeliyiz. Bu nedenle, İsa Mesih'in gelişine hazırlananları sağlıklı ve ahlaki açıdan doğru yaşamlar sürmeye teşvik ediyoruz. İsa Mesih vaaz vermekten çok hastaları iyileştirdi. Bu, Allah'ın insanda O'nun ahlaki suretini yeniden yansıtmak amacıyla sağlığa verdiği büyük önemi gösteriyor.

Önümüzde iki seçenek vardır: Ya şeytanın şiddeti altında ya da Tanrı’nın gücü altında yaşayacağız.

Herkesin kendisi için bir “kazanç veya kayıp faturası” düzenleme olanağı vardır. Çok uzun araştırmalara gerek yoktur.

Şu kesindir: Tanrı adına yapılan seçim, kesin bir kazançtır. İrademizle yapacağımız bu karar radikal bir taraf değiştirme olanağı yaratacaktır. Gerçek şu ki. Şeytan korkunç bir zorbadır ve güçlü bir hükümdardır.

“Müjde”lenen diğer bir gerçek ise, İsa Mesih şeytandan daha güçlüdür. O rakibini zaten alt etmiştir. Karar, İsa’nın çarmıhta ölümü ve tekrar dirilişi ile kanıtlanmıştır. İsa Mesih yaşıyor. O yardım edebilir ve kurtarabilir. Çarmıh İsa’nın bir zafer işaretidir.

Sevgili okuyucu, çarmıhta Tanrı’nın bize olan sevgisi kanıtlanmıştır. İsa’nın günahlarımızın kefareti olarak ölümü, Tanrı’nın bize beslediği sevginin somut kanıtıdır. Sadece İsa Mesih, şeytanın şiddete dayalı hükümdarlığından kurtarabilir ve onun bizlere yüklediği tüm sıkıntıları ortadan kaldırabilir. Şeytanın yaşamımızdan talep ettiği bedeller ne olursa olsun bunların hiçbir anlamı yoktur.

Cesaretimizi yitirdiğimizde, korkular içimizi kapladığında, iman eksikliği veya diğer sıkıntılarda olsun, hepsinden İsa Mesih sayesinde kurtulabiliriz. Bu kurtuluş karşılıksızdır. Tanrı’nın bir yaşam armağanıdır. Her insan için dertsiz ve sıkıntısız bir yaşama başlama olanağı bulunmaktadır. Birçokları bu kurtuluş yolunu keşfetmişlerdir.

Sevgili okur, rica ederim, Tanrı’nın yardım teklifini kabul et ve İsa Mesih aracılığıyla gerçek kurtuluşa hak kazan. Böyle bir
 teklifi kaçırmak ister misin? Daha bugünden İsa’nın tarafına geç ve kazananların tarafına katıl. Hiçbir güçlük çekmeden O’na
gelebilirsin. Tanrı’dan sana yüreğini hazırlamada ve adım atmanda güç vermesini diliyorum. Tanrı’nın bu yoldaki cesaret verici sözleri şöyledir:
"RAB size şöyle diyor; 'Bu büyük ordudan korkmayın, yılmayın! Çünkü savaş sizin değil, Tanrı'nındır. Bu kez savaşmak zorunda kalmayacaksınız. Yerinizde durup bekleyin, RAB'bin size sağlayacağı kurtuluşu görün, ey Yahuda ve Yeruşalim halkı! Korkmayın, yılmayın. Yarın onlara karşı savaşa çıkın. RAB sizinle olacak!'" (2.Tarihliler. 20:15-17) “Yavrularım, kimse sizi aldatmasın. Mesih doğru olduğu gibi, doğru olanı yapan da doğru kişidir. Günah işleyen, İblistendir. Çünkü İblis, başlangıçtan beri günah işlemektedir. Tanrı'nın Oğlu, İblis'in yaptıklarına son vermek için ortaya çıktı." (1.Yuhanna. 3:7-8) “Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek olmaz. Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı, günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır. " (1.Yuhanna. 1:8-9)

Tanrısal yasanın göz ardı edilmesinin ya da reddedilmesinin sonucunda kutsal kılınmaya ilişkin hatalı kuramlar oluşmuştur.

Öğretide yanlış ve pratikte tehlikeli olan bu sonuçlar genel olarak beğeni toplamaktadır.

Pavlus şöyle diyor: “Tanrı’nın isteği şudur: kutsal olmanız.”
Kutsal Kitap, kutsal kılınmanın ne olduğunu ve nasıl edinilebileceğini açıkça öğretiyor.

Kurtarıcı öğrencileri için şöyle dua etmişti: “Onları gerçekle kutsal kıl. Senin sözün gerçektir.” Pavlus, şöyle diyor: “Tanrı’nın müjdesini bir kahin sıfatıyla yaymaktayım. Öyle ki uluslar, Kutsal Ruh’la kutsal kılınarak Tanrı’yı hoşnut eden bir adak olsun” (1 .Selanikliler 4:3; Yuhanna 17:17; Romalılar 15:16).

Kutsal Ruh’un işlevi nedir? İsa öğrencilerine şöyle demişti: “Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek” (Yuhanna 16:13). Mezmurcu, “Senin yasan gerçektir” diyor.

Tanrı’nın yasası ‘kutsal, adil ve iyi’ olduğundan o yasaya göre biçimlenen bir karakter de kutsal olacaktır. Mesih böyle bir karakterin yetkin örneğidir; “Tıpkı benim de Baba’nın buyruklarını yerine getirdiğim gibi”, “Çünkü ben her zaman O’nun hoşnut edeni yaparım” (Yuhanna 15:10; 8:29).

Mesih’in izleyicileri O’na benzer olmalıdır. Kutsal Yasa’nın ilkelerine dayanarak Tanrı lütfuyla karakterlerini biçimlendirmelidirler. Kutsal Kitap’a göre kutsal kılınma bu demektir.

Şeytan Tanrı’nın sözlerini çarpıtmak için yılmadan mücadele vermektedir. Anlayışı körleştirmeyi ve insanları günaha sürüklemeyi amaçlamaktadır. Tanrı ise Şeytan’ın aldatıcı gücüne kapılmasınlar diye insanları korumak ister. Bu nedenle insanlara kendi sesiyle konuşmaya tenezzül etmiş, yetkin yasasını kendi eliyle yazıya geçirmiştir. Şeytan insanın tutkularını Rab’bin vaatlerinden ve gereklerinden saptırmak istediği için bunları zihnimize özenle işlememiz gerekir.

Kutsal Kitap tarihinin gerçekleri ve dersleri yalın bir dille sunulmalı ve gençlerin anlayışına uydurulmalıdır. Ana babalar çocuklarını kutsal yazıdaki engin bilgilerle donatmalıdır. Çocuklarının Tanrıyı sevmesini ve saymasını arzulayanlar, O’nun Sözünde ve yaratılışında açıklanan iyiliğine, yüceliğine ve gücüne değinmelidir.

Kutsal Kitap’ın her bölümü ve ayeti, Tanrı’nın insana emanet edilen sözüdür. İsraillilerin bulut sütunuyla gündüz ve ateş sütunuyla gece yönetildikleri gibi imanlılar da Kutsal Kitap’ı inceleyerek ve uygulayarak aynı yönlendirişe sahip olacaklardır.

Kutsal Kitap'ta çoktan gerçekleşmiş olan yüzlerce kehanet vardır. Kadim Mısırlılar Yaratılış 41'de geçen yedi yıl süren şiddetli kıtlığı önceden biliyorlardı. İsrail ulusu, Yeramya 25'de bahsedilen halkın imansızlığından ötürü Babil ulusu tarafından köle edileceklerini keşfetmişlerdi. Bu gerçekleştiğinde, onları esir alan kral, Daniel 2'de onun zamanından dünyanın sonuna dek ardı ardına hüküm sürecek dünya güçlerinin peygamberliğinin yapıldığı bir rüya gördü.

Kutsal Kitap'ın en kesin kehanetleri, İsa Mesih'e işaret edenlerdir. Daniel 9:25-27'de İsa Mesih'in ne zaman vaftiz olduğunu ve ne zaman öleceğini okuyabiliriz. Yeşaya 53:7 ve Mezmurlar 22:7-8 gibi diğer ayetler ise İsa Mesih'in yaşamınınn farklı açılarını önceden bildirirler.

Dua Evine cumartesi gideriz, çünkü Kutsal Kitap'ta yazan budur, pazar günü değil. Allah, haftanın her günü yapılan ibadeti hoş karşılarken, yedinci günü özel bir dünlenme günü olarak bir kenara ayırdı.

Bu güne, Sebt (veya Şabat) Günü denir ve cumartesi'nin karşılığıdır. Yahudi halkının mevcudiyetinden 2000 yıl önce yaratılışta insanlığa verilmiştir. (Yaratılış 2:1-3). İsa Mesih dedi ki, "Şabat günü insan için yaratıldı" - sadece yahudiler için değil (Markos 2:27). Allah, yaratılışta yedinci günü diğer altı günden faklı kılmak için üç kasıtlı eylemde bulunmuştu - Sebt Günü'nde dinlenmiş, O'nu mübarek kılmış ve takdis etmişti (Yaratılış 2:2-3).

Bu çok önemlidir. Birincisi, işimizden dğnlenmeye ve düşünmeye zaman ayırmamız gerekir. Allah bu şekilde bizlerle iletişime geçebilir. İşte bu yüzden O, kendisiyle özel bir zaman geçirmemiz için bizleri yaratılışın o ilk yedinci gününde bir kenara çekti.

İkincisi, Allah diğer altı güne vermediği ruhsal bereketi yedinci günde toplamıştı.

Son olarak, Allah bu 24 saatlik periyodun sınırlarını koymuş ve Kendisiyle ilişkiyi sürdürebilmemiz için tamamen adanmış bir gün olarak atamıştı. Sebt Günü konusunda Kutsal Kitap ayetleri okunacak olursa, şaşırtıcı şeyler keşfedilebilir. Allah'ın Eski Ahit zamanında yaşamış tüm halkı O'nun bereketlerinin hazzına varmıştı - İbrahim'e dek onların yahudi olmadığını hatırlayın (Yaratılış 11:26). İsa Mesih her hafta tutarak Sebt Günü'nü onurlandırmıştı (Luka 4:16). Öğrencileri de tutumuştu (Elçilerin İşleri 18:4,11; 16:13). Cennette ve yeni yeryüzünde de tutulacaktır (Vahiy 22:14).

Kutsal Kitap, insanın yaratılışında yeniden yaratılacak yeryüzüne dek, Sebt Günü'ne uymanın değişmez döngüsünü sergilemektedir. O halde neden hıristiyanların çoğunluğu pazar günü ibadet eder? Yanıt - gelenek. Görüyoruz ki, Kutsal Kitap hiç bir şekilde Sebt'in yedinci günden birinci güne değiştiğini kaydetmemiştir. Kutsal Kitap'ta anılan Allah'ın yasasındaki tek değişiklik, kilisenin kendi içerisinden kurnazlıkla yapılan saldırısıdır. (Bkz. Daniel 7:25). Bu değişiklik, öğrenciler öldükten çok uzun zaman sonra gelmişti.

Sebt Günü halâ Cumartesi'leri tutulurken, bazı hıristiyanlar pazar'ları İsa Mesih'in dirilişini kutlamaya başlamışlardı. Tarih, üçüncü ve dördüncü yüzyılda, kilisenin zulümünden kaçmaktan kaçındığı roma'da ve diğer yerlerde bazı hıristiyanların, putperestlerin ibadet günü olan pazar'ı tuttuklarını kaydetmektedir. Roma'daki kilise siyasi güç kazanarak roma katolik kilise'sine dönüştüğünde Sebt Günü yerine resmen onaylanan pazar günü'nü tuttular. Bugün, bu gerçek, onun otoritesinin ve geleneğinin, Kutsal Yazı'nın yalın öğretisinden daha üstün olduğunu gösteren tarihi bir kanıttır".

Tanrı bizi özel bir şekilde kurtardığı ya da bizi yeni ve umulmadık bereketlerle kutsadığı zaman O’nu armağanlar ve sunularla onurlandırmalıyız. Tanrı’nın bereketlerini sürekli olarak aldığımız gibi sürekli olarak vermeliyiz.

Yakup, “Bana vereceğin her şeyin ondalığını sana vereceğim” dedi. Müjdenin ışığının tümüne sahip olan bizler, Mesih görünmeden önce yaşayanlardan daha mı az vereceğiz? Bizim sorumluluğumuz daha da büyük değil midir? Sınırsız nitelikteki böyle bir sevgiyi ve kavranılamayacak değerdeki böyle bir armağanı matematik kurallarıyla, zamanla ve parayla ölçmeye çalışmak boş bir gayret olacaktır. Mesih’e ondalık sunmak mı? O’nun ödediği bedele kıyasla ne kadar küçük, değersiz ve utanç verici bir karşılık! Mesih çarmıh aracılığıyla kendisini sunarak bizden bütün varlığımızı beklemektedir.

Göksel meleklerin varlığıyla imanı yenilenen ve güvenceye kavuşan Yakup, yolculuğuna devam ederek doğu halklarının ülkesine vardı. Ama onun varışı, İbrahim’in habercisinin yüz yıl kadar önceki varışından ne denli farklıydı! Hizmetkar o zaman develerle, altın ve gümüş armağanlarla oraya varmıştı. Oysa Yakup’un, elindeki değneğinden başka bir şeyi olmadığı gibi yalnızdı da...

İbrahim’in hizmetkarı gibi o da pınarın başında durakladı ve orada Lavan’ın genç kızı Rahel’le karşılaştı. Kendisini tanıttıktan sonra Lavan’ın evine kabul edildi. Birkaç hafta içinde ne denli yetenekli ve özenli olduğunu kanıtladığından kalması için ısrar ettiler. Rahel’le evlenebilmek için Lavan’a yedi yıl boyunca hizmet sunmasına karar verildi.

Daha öncede gördüğümüz gibi, Kutsal Kitap Allah'ın ilkin "yaşayan ve can olan" (Yaratılış 2:7) Adem'i yarattığını öğretmektedir. Yıllar sonra "yetmiş can" Mısır'a gitti (Bkz. Mısır'dan Çıkış 1:5). Bağlam, bize yetmiş hayaletten bahsetmiyor, aksine yetmiş canlı insanın Mısır'a gittiğini söylüyor. Can, kişidir.

Diğer bir gerçek düşmüş insan varlığı ölümsüz değildir. Kutsal Kitap'ta "ölümsüzlük" sözcüğünü araştırdığınızda, bunun şimdi sadece Allah'a atfedileceğini keşfedersiniz. Allah "ölümsüzlüğün tek sahibidir" (1.Timoteos 6:16) ve sadece İsa Mesih'in İkinci Gelişinde dirilecek olan kutsalları "bu fani" ölümsüzlüğü giyinecektir (1.Korintliler 15:54). Açıkçası O'nun kutsalları daha mnceden var olmuş olsaydı, bu ölümsüz mevcudiyeti "giyinemeyeceklerdi".

Diğer bir husus: Kutsal Kitap'ta ölüm, "uyku" olarak anılmıştır. Eski Ahit zamanlarında kral davut, "ölüm uykusuna dalmayayım" (Mezmurlar 13:3) diye dua etmişti. Dünya'nın sonunda "yeryüzü toprağında uyuyanların birçoğu uyanacaktır" (Daniel 12:2). Bu nedenle ölüler Diriliş Günü'ne dek "yeryüzü toprağında" sakince uyuyacaktır.

Şimdi en can alıcı noktadayız. Kutsal Kitap, "ölüler hiçbir şey bilmiyor" (Vaiz 9:5) sözünü vurgulamaktadır. "Hiç bir şey" demek, hiç bir şey demektir. Sıfır, Beş ayet sonra Süleyman, "gitmekte olduğun ölüler diyarında iş, tasarı, bilgi ve bilgelik yoktur" (Vaiz 9:10) diyerek açıklık getirmektedir. Davut'ta, "ölüler, sessizlik diyarına inenler, RAB'be övgüler sunmaz" (Mezmurlar 115:17) diye yazdığında hem fikirdi.

Bu nedenle ölüler sessizce uyurlar. Yukarıda yan gelip yatmazlar veya aşağıda ateşte kızartılmazlar. Ne de kendi cenazelerinden sonra kapınızı çalarlar. Diğer bir değişle, sevdiklerimiz mezarlarında sakince uyurlar ve Yargı Günü'nü beklerler (İbraniler 9:27).

Tüm Kutsal Kitap'ın görünüşü, yaklaşık iki bin yıl önce İsa Mesih'e ne olduğuyla ilgilidir. Kutsal hizmeti süresince İsa Mesih "öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi" (Matta 16:21) gerektiğini açıkça önceden bildirmişti. Öyle de oldu. Bundan çok kısa bir zaman sonra kutsal olmayan eller O'nu tutukladı, dövdü ve çarmıha gerdi. Pavlus, gerçekten meydana gelen şeyi şöyle açıklığa kavuşturmuştu. "Mesih, günahlarımıza karşılık öldü" demek, O'nun gerçekten öldüğü anlamındadır. Üç gün sonra da kutsal melek şöyle ilan etmişti "İsa ölümden dirildi" (Matta 28:7)

İsa Mesih'in dirilişinden dolayı, bir umudumuz vardır. O gün - ki, birçok kişinin düşündüğünden bile daha erken - Kurtarıcımız dünyaya çok sayıda göksel melek le birlikte "büyük güç ve görkemle" dönecektir (Bkz. Matta 24:30-31) ve Pavlus, böyle olduğunda o an "önce Mesih'e ait ölüler dirilecek" ve "sonsuza dek Rab'le birlikte olacağız" (1. Selanikliler 4:16-17) diye açıklamaktadır. Bu nedenle İsa Mesih'e iman edenler, O döndüğünde "Rab'le birlikte olmak" için dirileceklerdir.

Bir firma temsilcisi birlikte çalıştığı müşterilerini ziyaret ederken onlara en zengin kolleksiyonlarını gösterir. Yanında çeşit çeşit çantalar bulundurur ve her zevke, her keseye uygun örnekleri sergileyecek durumdadır.

Şeytan da aynı ilkeyle çalışır. O da çok zengin ve değişik önerilere sahiptir. Hoşlandığı tarzda bir şey bulamayan bir kişiye kesinlikle başka seçenek sunularak sonuca ulaşılacaktır. Herkesin beğenisine uygun bir şeyler var! En sonunda kendi kendimize düşünürüz: “Aslında benim batıl inançlarım yoktur, ama sanki bazı şeylere ben de ortak oluyorum”.

Şimdi şeytanın Yasa'nın Tekrarı 18’de derinlemesine ele alman en değerli koleksiyon örneklerine değineceğiz. Bunlar şeytanın arkasına saklandığı maskelerdir. Bu maskeler:
- Falcılık ve Tarot Kartı açma
- İşaretlerden anlam çıkarma, uğursuz günler, el falı
- Astroloji, yıldız falı, burçlar
- Sarkaç, dilek çubuğu
- Grafoloji, geleceğe ait tahminler
- Ruhçuluk
- Fincan ve masa hareket ettirme
- Büyü, sihirbazlık, kara büyü kitapları
- Muska, tılsım, ruh çağırma
- Hipnoz
- Yoga
- Uyuşturucu

Öncelikle çok önemli bir soruya yanıt bulmamamız gerekir. Sağlık sadece Tanrı’nın bir armağanı mıdır? Yoksa Tanrı’nın rakibi ve düşman da hastaları iyileştirebilir mi?

Gerçek şu ki, Tanrı bugün de iyileştirebilir ve sağlık verebilir. Ama Tanrı’nın her armağanının bir de taklidi olduğunu unutmamamız gerekir. İsa bizleri şu şekilde uyarıyor:
"Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük mucizeler ve harikalar yaratacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar. İşte size önceden söylemiş bulunuyorum. ” (Mat. 24:24-25)

Pavlus’da bu konuda şöyle diyor:
“Bu şaşılacak şey değildir. Şeytan bile kendisine ışık meleği süsü verir. Onun hizmetkarlarının da kendilerine doğruluğun hizmetkarları süsü vermesi pek şaşırtıcı değildir. Öylelerinin sonu yaptıklarına uygun olacaktır. " (2Ko. 11:14-15)

Eğer Tanrı'nın rakibi mucizeler gösterebiliyorsa, o zaman belirtilerin, mucizelerin ve iyileşmelerin de burada yalnızca Tanrı'nın gücü sonucunda olduğu konusunda bir garanti verdiğini söyleyemeyiz.

Tanrı bizlere seçim hakkı tanımıştır. Tanrı bizleri zorlamaz. Tanrı bizim dikkatimizi çeker, bilgiler verir ve her açıdan bizim için iyi şeyler düşündüğünden bize gerçekleri anlatır. Sonunda karar bize kalır. Kararlarımızın sonucuna da yine kendimiz katlanmak zorunda kalırız. Bu sonuçlar olumlu ya da olumsuzdur.

Tanrı’nın sağlığımıza ilişkin dualarımızı duymasının çeşitli yolları vardır. Her durumda şunu bilmeliyiz ki, O bizim durumumuz için en iyi yardımı amaçlamaktadır.

Yaradan eğer isterse her hastalığı bir çırpıda ortadan kaldırır. Özlenen ve arzulanan sağlığı kazandırır. Onun gücü bir anda hepimizi iyileştirmeye yeter. Duanın anında kabul edildiğini gösteren birçok örnek vardır.