Yusufun Şaşırtıcı Öyküsü

Yusufun Şaşırtıcı Öyküsü

Yusuf’un Şaşırtıcı Öyküsü

Bu arada Yusuf, kervanla birlikte yoluna devam ediyordu. Çocuk, uzakta babasının çadırlarının kurulu olduğu tepeleri görüyordu. Sevecen babasını düşünerek ağladı. Dotan’da işittiği hakaret ve acılıkla dolu sözler hala kulaklarında çınlıyordu. Titreyen bir yürekle geleceğe baktı. Yalnız ve arkadaşsız olarak gittiği tuhaf ülkede kendisini acaba neler bekliyordu? Yusuf, bir süre için tarifi imkansız bir kedere ve dehşete boğuldu. Ancak bu deneyimin kendisi için berekete dönüşeceğinden habersizdi. Birkaç saatlik olaylar, kendisine yılların öğretemeyeceği dersler vermişti. Babası kardeşler arasında ayrım yaparak hata etmişti. Ağabeylerini kızdırmış ve onu yuvasından ayıran zalimliğe yol açmıştı. Babasının bu davranışı kendisinde de bazı kusurlar doğurmuştu. Kendi kendine yeten ve aşırı titiz bir kişi haline gelmişti. Önündeki zorluklara karşı hazırlıksızdı; yaşamının acılıkla dolu bir kölelik içinde geçeceğini sanıyordu.

Sonra, yavaş yavaş babasının Tanrısını anımsadı.

Yakup’un, kendi evinden kaçarken gördüğü görümle ilgili öyküyü sıkça dinlemişti. Rab’bin Yakup’a verdiği vaatleri, meleklerin ihtiyaç anında nasıl yardıma geldiklerini, onu nasıl koruduklarını ve teselli ettiklerini biliyordu. Tanrı’nın sevgisini, sağlayışını ve kurtarışını öğrenmişti. Şimdi bütün bu dersler Yusuf’un zihninde canlanıyordu. Atalarının Tanrısını kendi Tanrısı olarak kabul ediyordu. Orada kendisini tümüyle Rab’be adadı ve İsrail’i koruyanın sürgünde kendisiyle birlikte olması için dua etti.

Tanrı’ya sadık kalma ve göğün Kralına kulluk etme düşüncesi ruhunu sardı.

Kendisini bekleyen olaylar karşısında metin olacak, her ödevi sadakatle yerine getirecekti. Bir günde yaşadığı olaylar, Yusuf u, küçük bir çocuktan, düşünceli, cesur ve kendisine hakim bir erkek haline getirmişti. Mısır’a varan Yusuf, Firavun’un görevlisi olan muhafız birliği komutam Potifar’a satıldı. On yıl boyunca putperestliğe, krallığın debdebesine, o zaman var olan en uygar ulusun zengin kültürüne maruz kaldı. Yusuf buna rağmen Tanrı’ya bağlılığını korudu. Çevresi kötülüğün her türlüsüyle kuşatılmıştı, ama Yusuf bunları görmüyor ve duymuyordu. Düşüncelerinin yasak konulara kaymasına izin vermiyordu. Mısırlıların beğenisini kazanma arzusu, ilkelerini gizlemesine neden olmadı. Yahve’ye tapındığını kimseden gizlemiyordu.

Efendisi, Rab’bin Yusufla birlikte olduğunu ve yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.

Ondan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi. Yusufu evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren Rab, Yusuf sayesinde Potifar’ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı. Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusufa verdi; yediği yemek dışında, hiçbir şeyle ilgienmedi.

Yusuf un çalışkanlığı, titizliği ve enerjisi Tanrı’nın bereketiyle meshedilmişti.

Putperest efendisi bile zenginliğinin nedenini buna bağlıyordu. Tanrı, kendi kulunu onurlandırıyordu. Tanrı’nın niyeti, imanlının, putperestlerden ne kadar farklı olduğunun ortaya çıkmasıdır. Böylece göksel lütfun ışığı, putperestliğin karanlığında parlayabilir.

Potifar, Yusuf’u köleden çok oğul gibi kabul ediyordu.

Genç adam rütbesi yüksek, eğitimli adamlarla tanıştı. Bilim, diller ve devlet işleri konusunda bilgi edindi. Bunlar, ileride Mısır’ı yönetirken kendisine lazım olacaktı.

İnternet sitesi https://www.yasamkaynagi.com
Yazı oluşturuldu 84